Radyoloji Genel Bilgiler

Radyoloji nedir?

Tıpta ışınsal yayılım yapan enerjileri (radyan enerji) kullanarak vücudun gözle görülemeyen derinliklerindeki detaylarının tanı ve tedavi amacıyla görüntülenmesini sağlayan bir bilim dalıdır. Radyoloji bilim dalının başlıca uygulama alanları Röntgen, Ultrasonografi (US), Bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) yöntemleridir. Ayrıca mammografi, anjiografi gibi birçok görüntüleme yöntemi de aynı temel prensiplerle çalışan özel radyolojik yöntemlerdir.

Radyoloji uzmanı kimdir?

Radyoloji Uzmanları, tıpta görüntüleme yöntemlerini hastalıklar tanısı, takibi ve tedavisi amacıyla kullanan ve oluşan görüntüleri değerlendirerek yorumlayan. Hastanın durumuna ve olası hastalığa yönelik uygun tetkikleri belirleyen ve tıp fakültesi eğitimini takiben radyoloji uzmanlık eğitimi almış olan hekimlerdir.

Radyoloji Teknisyeni kimdir?

Tıpta hastalıkların tanısı amacıyla uygulanması planlanmış olan görüntüleme yöntemlerini kullanarak radyolojik görüntülerin elde edilmesini sağlayan ve bu alanda eğitim almış olan radyoloji çalışanlarıdır.

Radyolojik Görüntüleme yöntemleri nelerdir?

Elektromanyetik radyasyon ya da ses gibi ışınsal yayılım gösteren enerjinin (radyan enerji ya da radyasyon) tıbbi görüntüleme amacıyla kullanıldığı tüm yöntemler, radyolojik görüntüleme yöntemleridir. Bu yöntemler başlıca Röntgen, Ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi, Manyetik Rezonans Görüntüleme’dir.

Röntgen nedir?

Röntgen, x – ışınlarının tıbbi amaçla görüntülemeye yönelik kullanıldığı radyografik incelemelerin tümünü tanımlar. İnsanlığın kullandığı ilk radyolojik görüntüleme yöntemidir. Adını 1895 yılında x – ışınlarını bulan “Wilhelm Conrad Röntgen” den alır. Günümüzde halen radyolojik incelemeler içinde en sık başvurulan yöntemlerdendir. Röntgen başlığında durağan görüntü oluşturan radyografi ve canlı görüntü oluşturan radyoskopi yöntemleri bulunmaktadır. Radyografi fotoğraf, radyoskopi ise videoya benzer. Mammografi cihazları radyografi prensibiyle, Anjiografi ve diğer ilaçlı tetkiklerin yapıldığı cihazlar ise radyoskopi prensibiyle çalışır.

Ultrasonografi nedir?

Yüksek frekanslı ses dalgalarının görüntüleme amacıyla kullanıldığı bir inceleme yöntemidir. Yöntem, sesin yansıyarak geri dönmesi fiziksel ilkesi ile çalışır. Vücudun özellikle yumuşak dokudan ibaret olan bölümlerini detaylı olarak gösterir. Yüzeye yakın seviyelerde daha başarılıdır. Kemik ve hava olan seviyelerde ise başarısızdır. Bilinen zararlı etkisi olmayan en kullanışlı ve güvenilir radyolojik yöntemlerden birisidir.

Bilgisayarlı Tomografi nedir?

X – ışınları ve görüntü alıcının hastanın etrafında döndürülmesi yöntemiyle görüntüleme sağlayan, temel röntgen ilkelerinden yola çıkılarak geliştirilen ve röntgende görülmeyen vücudun iç detayının ve yumuşak dokuların görüntülenmesini mümkün kılan görüntüleme yöntemidir. Yöntemde vücudun iç detayı kesitsel olarak görüntülenir ve böylece üç boyutlu veri sağlanır. Röntgene göre daha yüksek iyonizan radyasyon içerir. Yeni olarak daha düşük radyasyon dozlarıyla da çekim yapmakta olan aygıtlar üretilmektedir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme nedir?

Halk arasında emar olarak bilinen yazıyla MR olarak belirtilen bu yöntemde, yüksek güçlü bir mıknatıs içinde radyo dalgaları kullanılarak görüntüleme yapılır. Yöntemde vücudun iç detayı kesitsel olarak görüntülenir ve böylece üç boyutlu veri sağlanır. Manyetik rezonans görüntüleme aygıtında başlıca sıvı içeriği yüksek olan seviyeler ve yumuşak dokuların çok detaylı görüntülenmesi sağlanır. Bu şekilde hemen tüm vücut oluşumlarına ait detaylı veri sağlanması mümkündür. Cihazın mıknatıs özelliğine bağlı yüksek manyetik alan, vücudunda metal objeler ya da kalp pili olan bireyler için risk oluşturur. Çekimden önce bu durumun görevliyle görüşülerek çözülmesi gerekir. X – ışını ile çalışan diğer yöntemlerde olduğu gibi iyonizan radyasyon içermez.

Diğer Görüntüleme Yöntemleri

Mammografi nedir?

Mammografi, radyografinin temel prensipleriyle memenin görüntülendiği bir görüntüleme yöntemidir. Yumuşak dokuları görüntüleyecek şekilde düzenlenmiş olan mammografi cihazında X – ışını ile görüntüleme sağlanır. Meme, mammografi cihazının özel düzeneğinde sıkıştırılarak tespit edilir. Memenin sıkıştırılması, hareketliliği önleyerek net bir görüntüleme sağlar, doku kalınlığını azaltarak daha az radyasyon alınmasını temin eder ve yapıların birbirini kapatmasının önüne geçer.

Panoramik diş röntgeni nedir?

Diş röntgeni, genellikle 2-3 dişin görüntüleme alanına alındığı ve diş hekimlerinin sıklıkla uyguladıkları periapikal filmler şeklindedir. Panoramik diş röntgeni ise üst ve alt çene kemiklerini ve tüm dişleri bir düzlemde görüntüleyen kesitsel özellikte görüntü oluşturan bir görüntüleme yöntemidir. Yöntemde x-ışını kullanılmaktadır.

Anjiografi

Temel olarak röntgen ilkeleriyle görüntüleme yapan bir yöntemdir. X- ışınları ile canlı görüntüleme olanağı veren radyoskopi ilkesiyle görüntüleme sağlanır. Damarsal girişimsel işlemlerin temel yöntemidir. Damara girişi takiben, vücutta ulaşılmak istenen damara ulaşımda rehberlik eder. Damarlar içine opak madde verilerek damar ağacı, dokuların damarlanması ve varsa anormal damar değişiklikleri görüntülenir. İşlem tanı için uygulanmasının yanı sıra aynı zamanda girişimsel damarsal tedavi işlemlerinde de yol gösterici olarak kullanılır.

Doppler

Ultrason aygıtlarında bulunan bir özelliktir. Başlıca damar içindeki kanın akım hızı ve yönünü belirlenmesi amacıyla kullanılır. Bu yöntemle damarlarda tıkanma, darlık ve fonksiyon bozukluğu varlığı araştırılmaktadır. Organların ve anormal dokuların kanlanma durumları belirlenebilir. Damarın incelenen seviyesinde kan akımının analizi yapılarak, aynı damarla bağlantılı olan ancak incelenemeyen seviyelerdeki damarların darlık, tıkanıklık ya da yetmezlik gibi damarsal hastalıkları hakkında da fikir sahibi olunabilir.

Radyasyon nedir?

Işınsal yayılım anlamına gelen radyasyon, uyarılmış bazı maddelerin atomlarından enerji yayımı olayıdır. Çevresine ışın saçarak parçalanan maddelere radyoaktif madde denir. Radyasyon doğal radyoaktif maddelerden salınabileceği gibi, kontrollü olarak da üretilebilmektedir. Yayılım yapan radyasyon elektriksel ve manyetik özellikleri olan elektromanyetik radyasyon şeklindedir. Gözlerimizin algıladığı ve görmemizi sağlayan görülebilir ışık, elektromanyetik radyasyondur. Morötesi ışık (Ultraviyole), Kızılötesi Işık (İnfrared) ve günümüzde uzaktan iletişim amacıyla kullanılan tüm enerjileri içinde barındıran radyo dalgaları da Elektromanyetik radyasyon gurubundadır. Tıbbi görüntülemede radyo dalgaları MR yönteminde kullanılır. Radyo dalgaları, düşük enerjili ve yüksek dalga boyludur. Bunun dışında görüntüleme amaçlı olarak başlıca kullanılan radyasyon, x –ışınları ve gamma ışınlarıdır. Bu ışınlar da yüksek enerjili ve düşük dalga boylu elektromanyetik radyasyonlardır.

X – Işınının Bulunuşu

X – ışınları, ilk kez elektrik akımını boşlukta geçirmeyi amaçlayan deneyler sırasında, havası alınmış cam tüpte katottan anota doğru hızlandırılan elektronların anota çarpması sonucunda ortaya çıktı. Bu deneysel süreçte çıkmakta olan enerji, ilk kez 8 Kasım 1895 yılında yapmakta olduğu deneyler ve gözlemler sırasında Alman Fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen tarafından tespit edilmiştir. Röntgen bu buluşuna yönelik tüm detayları ortaya koymuş, buluşundan sonra sadece aylar içerisinde radyasyonun tıpta kullanımına yönelik çalışmaları yapmış ve buluşuyla ilk Nobel Fizik ödülünü de almıştır. Ülkemizde de bu buluştan sonraki bir yıl içinde, Dr Esad Feyzi tarafından x – ışınları tıpta kullanım amacıyla üretilmiştir. Radyoloji bilimi, X – ışınlarının bulunmasıyla doğmuş ancak daha sonra 1970 li yılları takiben geliştirilen Ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi ve Manyetik Rezonans gibi yöntemlerle bugünkü konumuna ulaşmıştır.

Radyolojide kullanılan enerjiler nelerdir?

Radyolojide başlıca elektromanyetik radyasyonlar kullanılır. Ayrıca ses enerjisi de kullanılmaktadır. Elektromanyetik radyasyonlar başlığı altında; x – ışınları, başlıca Röntgende ve Bilgisayarlı tomografide kullanılır. Gama ışınları nükleer tıp alanında kullanılır. Elektromanyetik radyasyon grubunda bulunan radyo dalgaları, Manyetik Rezonans Görüntülemede kullanılır. Ses enerjisi ise ultrasonda kullanılmaktadır. Ses enerjisi, cisimlerin basınçlı titreşimleri iletmesiyle oluşur elektromanyetik enerji değildir.

Radyasyonun zararlı etkileri nasıl ortaya çıkar?

Radyasyonun bugün bilinen zararlı etkilerini başlıca elektromanyetik radyasyonların bir gurubu olan iyonize edici radyasyonlar oluşturmaktadır. İyonize edici radyasyonlar x- ışınları ve gama ışınlarıdır.

Röntgen, Bilgisayarlı tomografi ve Nükleer tıp uygulamaları başlıca iyonize edici radyasyona maruz kalınan yöntemlerdir. İyonize edici radyasyon, adından da anlaşılacağı üzere iyonlaştırıcı etkisi olan radyasyondur. İyonlaştırma, atomların yörüngesindeki elektronların yerinden koparılması sonucunda olur. Bunun sonucu olarak atomların yükleri değişir. Atomların ve bağlı oldukları moleküllerin yapısının bozulması sonuçta hücrelerde protein ve enzim faaliyetlerini etkiler. Ancak ortaya çıkan en zararlı etki, hücrenin çekirdeğinde yer alan DNA da olandır. DNA nın yapısında ortaya çıkan bozulma, hücrenin genetik yapısını olumsuz etkileyecektir. Böylece ortaya çıkan zararlı etkiler, hücre ölümü ile canlıda o anda ortaya çıkan değişikliklere yol açtığı gibi, sonraki dönemlerde ortaya çıkan kanser gibi durumlara ya da mutasyonlarla sonraki nesillerde ortaya çıkabilen genetik bozukluklara da neden olabilmektedir.

Radyasyon güvenliğinin temel ilkeleri nelerdir?

Radyasyon riski, iyonizan radyasyon kullanımıyla ortaya çıkmaktadır. Radyolojik incelemelerde kaçınılmaz olarak maruz kalmakta olduğumuz radyasyon dozunu olabilecek en az düzeye getirmek asıl amaçtır. En önemli korunma ilkesi, gereksiz tetkik yapılmaması ya da radyasyon riski olmayan yöntemlere başvurulmasıdır. Radyasyon ortamında bulunan refakatçi ve çalışanların da radyasyon güvenliği için dikkat etmeleri gereken başlıca üç başlık bulunur. Bunlar; zaman, uzaklık ve bariyerdir. Mümkün olan en az zamanda, radyasyona olabilecek en uzak noktada ve kurşun koruyucu giysi ya da engeller kullanılarak bu ortamda bulunmalıdır.

Radyolojik Kontrast madde nedir?

Kontrast madde, görüntüleme yöntemlerinde vücut yapılarına göre daha görülebilirliği yüksek maddelerdir. Röntgen, Ultrason, Tomografi ve MR gibi her yöntemde kullanılan kendine özgü kontrast madde bulunmaktadır. Bu maddeler radyolojik incelemeler sırasında başlıca ağızdan ya da damar yoluyla olmak üzere birçok yoldan vücuda verilerek bulundukları bölgede bir kontrast oluşturur ve o bölgenin daha belirgin görülmesini sağlarlar. Kontrast maddeler her tetkikte kullanılmaz. Hastalığa özgü özel durumlarda kullanılması öngörülebilir. Ne zaman kullanılmaları gerektiği konusunda radyoloji doktorunun rolü çok önemlidir.

Nükleer Tıp nedir?

Tıpta görüntüleme amaçlı bir diğer bilim dalı da Nükleer Tıptır. Nükleer tıp başlığı altında kullanılan enerji başlıca elektromanyetik radyasyonlar grubu içinde yer alan gamma ışınlarıdır. Nükleer tıpta gama ışını yayan maddeler, özel amaçlı moleküllere bağlanarak vücuda verilir. İlgili maddeler istenilen bölgeye ulaştırıldığında yaymakta oldukları radyoaktivite cihazlar ile alınarak görüntüye dönüştürülür. Böylece başlıca hedeflenen organ ya da oluşum görüntülenebilir.

Hibrit görüntüleme nedir?

Radyoloji, başlıca vücut yapısındaki detayları gösteren yüksek anatomik verilere dayalı bir görüntüleme yöntemi iken, Nükleer tıp uygulamaları başlıca hedeflenen organ ya da oluşumun görüntülenmesine yönelik işlevsel bir görüntüleme sağlar. Her iki yöntemin bir arada kullanılması, hem amaçlanan yapıyı hem de detaylı anatomik veriyi bir arada gösterme avantajı sağlamaktadır. Bu amaçla radyoloji ve nükleer tıp aygıtlarının birlikte görüntüleme amaçlı kullanıldığı PET – BT ve PET – MR gibi hibrit görüntüleme aygıtları bulunmaktadır.

Girişimsel Radyoloji nedir?

Radyolojik görüntüleme yöntemleri rehberliğinde vücuda iğne ya da kateterlerle (ince plastik borucuklar) girilerek küçük bir girişim alanında istenilen bölgeye ulaşılarak yapılan tüm işlemlerdir. Bu yöntemler damar içi ve damar dışı yöntemler olarak başlıca iki gruba ayrılmaktadır. Damar dışı girişimlerde doğrudan cilt yoluyla ulaşılmak istenen seviyeye ulaşılır ve burada işlem uygulanır. Damar içi girişimlerde atardamar ya da toplar damar içine girip, damar yoluyla istenilen bölgeye ulaşarak işlem yapılır. Bu şekilde, kasıktan beyin damarlarına ulaşmak gibi çok uzun mesafelerin ötesine işlemler uygulanabilir. Damar dışı yöntemlere örnek olarak anormal dokudan tanı için örnek almak (iğne biyopsisi), anormal sıvı birikimine kateterlerle girerek boşaltmak (direnaj), Anormal tümör dokusuna girilerek yüksek ısı, düşük ısı gibi anormal dokuyu yakarak ya da dondurarak tedavi etmek (ablasyon),

Damar içi yöntemlere örnek olarak, tıkalı damarların açılması (balon/stent anjioplasti), damarda anormal genişleme olan bölgenin ya da damar duvarında tahribat olan bölgenin kapatılması (kılıflı stent), damarda balonlaşma (anevrizma) olan seviyelerde anevrizmanın tıkanması (anevrizma tedavisi), anormal damarlanan dokunun damarının tıkanarak tedavi edilmesi (embolizasyon) verilebilir. Ayrıca, tümörlerde tıkayıcı kimyasal madde verilebilir (kemoembolizasyon – TAKE) ya da radyoaktif madde verilerek damar tıkanabilir (radyoembolizasyon – TARE).

Biyopsi nedir?

Görüntüleme eşliğinde iğne biyopsisi, tıbbi görüntüleme yöntemiyle vücutta saptanmış olan bir anormal görünümün tanısını koyabilmek ve kesinleştirebilmek için görüntüleme yöntemi rehberliğinde, görünüme iğne ile ulaşarak yapılan örnekleme işlemidir. Alınan örneğin patolojik değerlendirilmesi sonrasında tümörün kanserli olup olmadığı, hangi tür doku ve hücrelerden oluştuğu gösterilerek tanısı sağlanabilir. Bu amaçla, başlıca ince iğne ve kalın iğne olarak adlandırılan iki tür iğne kullanılır. İnce iğnelerle alınan örnekler daha çok hücresel değerlendirmeye olanak verir. Kalın iğneler ise dokusal örnek alır. Biyopsinin ince mi yoksa kalın iğne ile mi yapılacağı, biyopsisi yapılacak görünümün radyolojik özelliklerine, şüpheli görünümün nerede olduğuna ve patoloji uzmanının beklenti ve önerilerine göre belirlenir.

Biyopsi işlemi, çoğu zaman lokal anestezi ile yapılır. Genel anestezi çok nadiren gerekli olur. İşlem öncesi kanama riskinizin bilinmesi önemlidir. İşlemden önce aspirin ya da kan sulandırıcı bir ilaç kullanıyorsanız bunu 5 güne kadar bir süre bırakmanız gerekecektir. Özellikle derin ve çok kanlanan dokularda, kalın iğne kullanılan biyopsilerde kanama riski daha çok dikkate alınmalıdır.

Biyopsi işleminden sonra takip, işlemin riskine göre değişir. Genellikle birkaç saat gözlem gerekebilir.   İğne giriş yerinde kesi ve dikiş olmadığından yara iyileşmesi hızlı olur ve buradaki pansuman yaklaşık 3 gün sonra çıkarılıp banyo yapılabilir. Özellikle tiroid ya da meme gibi yüzeysel dokuların biyopsilerinde işlem sonrası kısa bir gözlem yeterlidir. Takibe genellikle gerek duyulmaz.

Direnaj

Vücutta, abse, kist ya da kanama gibi vücut boşluklarında birikim gösteren sıvıların boşaltılması amacıyla uygulanan girişimsel radyolojik yöntemdir. Birikim gösteren sıvının özelliğine göre seçilen direnaj kateterleri, görüntüleme yöntemleri kılavuzlığında sıvı birikiminin olduğu seviyeye yerleştirilir. Hastalığa neden olan birikim az ise iğne ile giriş sonrası sıvı çekilir. Ancak çoğu zaman, özellikle çok miktarda sıvı birikimi olan olgularda direnaj kateteri yerleştirilir. Serbest boşaltmaya bırakılır. Sıvının miktarına göre, sürecin bir haftadan uzun sürmesi gerekebilir. Direnaj güvenli bir giriş yolu kullanılarak ve uygun kateter seçimiyle yapıldığında bu tür birikimlerin tedavisinde çok etkili bir yöntemdir.

Ayrıca birikim, safra ve idrar yolları gibi vücut boşaltıcı kanallarında tıkanıklık nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu durumda safra veya idrar atılamaz ve kanallar genişler. Bu durumda direnaj işlemi bizzat kanalın içine girilerek yapılabilir. Bu şekilde safra yollarına yapılan direnaj “biliyer direnaj” olarak, idrar yollarına yapılan direnaj ise “nefrostomi” olarak adlandırılır. Bu olgularda tıkanıklık olan yerde kalıcı açıklık sağlayabilmek için darlık seviyesi ince kılavuz tellerle geçilerek kanallarda darlığın olduğu yere stent yerleştirilebilir (biliyer stent, üriner stent).

Direnaj işlemi yapılan olgularda büyük kistler boşaltılsa bile tekrarlamaya eğilimlidir. Ayrıca halk arasında köpek kisti (Hidatid kist) olarak bilinen kistler de canlılığını yitirmeyeceği için tekrarlayacaktır. Bu olgularda, klasik direnaja ek olarak kist içine alkol gibi kist duvarını tahrip eden sıvılar verilerek tekrarlama riskinin önüne geçilir. Buna da “skleroterapi” adı verilmektedir.